7 Temmuz 2014 Pazartesi

Beyaz Şehir ; Belgrad Bölüm 2


Belgrad Sırpça'da beyaz şehir anlamına geliyor. Tuna ve Sava nehirlerinin birleşim yerinde kurulmuş ve 1,2 milyon kişi yaşıyor. Bu küçük bilgiyi de verdikten sonra devam edeyim gezi yazıma :)

Otobüsten indikten sonra otelimize gidip yerleşelim dedik.Herhalde pazar olduğu için nispeten sakindi, tabi yine insanlar vardı baya ama bir İstanbul pazar kalabalığı kadar olamaz. Zaten haftaiçi sokaktaki insan sayısında artış vardı.
Döviz bürosundan aldığımız Belgrad'ın merkezinin haritasına bakarak yanlış yöne gitmeye başladık :D Neyse ki çok fazla ilerlemeden yardımsever bir çift bizi farkedip yarduma ihtiyacınız var mı diye sordu, şansımıza onlar da bizim gideceğimiz yöne doğru gidiyorlarmış, isterseniz beraber gidelim dediler takıldık peşlerine :)
Meğerse onlar da 4-5 sene Ankara'da yaşamışlar birkaç sene öncesine kadar. Bizi ana caddeye bıraktılar sağolsunlar, ordan yaklaşık 15 dk yürüyerek otelimize vardık.
Otel odasını görünce hayal kırıklığına uğradım biraz aslında ama fena da değildi. Biraz küçüktü ama sonuçta otelde de çok durmadığımız için sıkıntı olmadı. Otelimiz baya merkezi bir yerdeydi, her yere yürüyerek kolayca ulaştık.
Biraz dinlendikten sonra yürüyerek etrafı dolaşmaya başladık. 
Buranın meşhur sadece yayalara açık olan caddesi Knez Mihailovaya kadar yürüdük. Bu arada caddeye adını veren 3. Mihailo Sırbistan'ı Osmanlı'nın denetiminden resmen olmasa da fiilen ayrılmasını sağlayan kişiymiş. Bu caddede ünlü markaların mağazalarının yanında birçok kafe de mevcut. 
Belgrad'ta Osmanlılardan kalma çok da yapı yok, Osmanlı egemenliğinden çıktıktan sonra çoğunu yoketmişler.
Geldiğimizin ertesi günü buranın büyük bir yeşil alanı olan ve tarihi kaleyi bulunduran Kalemegdan'a gittik. Bildiğiniz Kalemeydan yani. Bu kalenin Roma zamanından kalma olduğu söyleniyor. Tuna ve Sava nehri manzaralı ve içinde Damat Ali Paşa'nın mezarı bulunuyor. Bir çok kapısı var kalenin, Zindan kapısı, Defterdar kapısı, İstanbul kapısı vs.


2.ve 3. fotoyu vikipedia'dan aldım.

Kalemegdan'ın bahçesi de çok güzeldi. Bahçesinden heykeller ve bir çok ağacın yanında bir de askeri müze bulunuyor.
Kalemegdan'dan sonra kocamın merakı ve özel isteğiyle Bayraklı Camii'ne gittik. 1575li yıllarda yapılmış, bir ara 25 sene kadar kilise olarak kullanılmış, 2004'te Kosova olaylarından dolayı yakılmış fakat tamir ettirilmiş, şu anda hala ibadete açık. Hatta biz gittiğimizde tam öğle ezanı okundu tabi sadece caminin içinde maalesef, az da olsa cemaati vardı.
Foto vikipedia'dan

Dolaşırken bir Türk restoranı keşfettik ve burda yemek de yedik. Yemeklerin tadı güzeldi, fiyat olarak da aşağı yukarı Türkiye'de olsak aynı hesabı öderdik.
Daha sonra yine etrafı gezmeye başladık, fakat yağmur başlayınca bir yere oturduk, şansımıza tam da Prens Mihalio heykelinin karşısına oturmuşuz  :)
Bahsi geçen heykel :)


Otelimize yürürken Ulusal Meclis binasından geçtik, yapımı 1907 yılında başlayıp 1936 yılında yapımı bitirilmiş. Bu binaya bayıldım. Hele gece çok güzel görünüyordu.

foto vikipediden
Bu arada ne kadar az foto çekmişim yahu moralim bozuldu :(
Eski Saray da otelimizin olduğu cadde olan Kralija Milana caddesindeydi ve çok güzel bahçesi vardı. Zaten eski sarayın karşısında Ulusal Meclis Binası da.

vikipedia'dan

Belgrad çok nostaljik bir şehir. Bu yönüyle çok sevdim. Türkiye'deki gibi şekilsiz çirkin apartmanlar yok eski Belgrad tarafından en azından. Binaların güzelliği korunmuş. Evlerde yaşanmışlıklar var hep. Sokaklarda eski elektrikli otobüsler ve tramvaylar bile duruyor.

Dönmeden önceki gün en büyük ortodoks kilisesi olması için başlanan fakat maddi yetersizlikten dolayı daha mütevazi olan Aziz Sava Kilisesi'ne gittik. İçinde pek bir şey yok, hatta hala tadilat halinde ama dışarıdan güzel bir bina.


Buradan yürüyerek Tasmajdan'a (taşmeydan yani) gittik ve biraz dinlendik, baya kalabalıktı, genç-yaşlı-çocuk bir sürü insan vardı. Cıvıl cıvıl bir parktı , şifresiz wifi mevcuttu parkta :) Parkın içinde yapımı 1940'ta biten Aziz Mark kilisesi de bulunuyor ayrıca.


2. foto vikipediden.

Burdan otele dönüp biraz dinlendikten sonra ünlü bilim adamı Nikola Tesla'nın icatlarının ve bazı kişisel eşyalarının olduğu Nikola Tesla müzesine de gittik. İngilizce olarak Tesla'nın icatları ve hayatı anlatıldı. İcatlarının nasıl çalıştığı uygulamalı olarak anlatıldı, bu kısmını çok sevdim.
Bu da müzenin dıştan görünümü
Bir de meşhur bir Otel Moskova var. 1908'de açılmış ve hala kullanılan 5 yıldızlı bir otel. Knez Mihaliova Caddesi'nin başladığı yerde ve bizim otelin caddesinin en başında olduğu için referans noktası yaptık hep burayı :)
Wikimedia'dan foto

Belgrad'ta olduğumuz sürede pekara adındaki fırınlardan da faydalandık bol bol. Poğaça, börek, kurabiye, kek tarzında ürünler var buralarda, aldığımız peynirli-ıspanaklı böreği tuttuk. Bu arada böreğin sırpçadaki karşılığı = burek :) Birçok kelime var böyle Türkçe'den geçen.
Sırp marketine de gidip yiyecek-içecek alışverişi yaptık. Fiyatlar Türkiye'yle aynı aşağı yukarı. Türkiye'de satılan ürünler burda da var. Hatta Türk ürünleri de var :))
Resimdeki tutku ve popkeki bulunuz :P

Otelde ne zaman tv açsam mutlaka bir Türk dizisi vardı. Çok meşhur olmuş bizim diziler burda. Hatta Yer Gök Aşk adıyla birkaç sene önce yayınlanan dizi şimdi Sırbistan'da yayınlanacakmış her yerde boy boy afişleri vardı.

Bizim karşılaştığımız insanların çoğu akıcı şekilde İngilizce konuşuyorlardı, bu yüzden anlaşma konusunda hiç sıkıntı yaşamadık. 
3 günün sonunda yürümekten bacak ağrımız vardı ama değmişti, güzel bir tatil geçirmiştik. Kahvaltı dahil 530tl civarında bir para ödedik 3 gece için otele. Gece başına 1,5 euro da şehir vergisi var içinde. Otelimiz 3 yıldızlıydı bu arada ve konumu oldukça iyiydi. 
Otel odamızdan dışarının görünümü
Dönüşte taksiyle havaalanına gittik ve 15 tl'den daha az bir ücret ödedik
Havaalanının girişi
Bu arada havaalanının hemen içinde sayılan bir yerde havacılık ve uçak müzesi de var.

Havaalanına girişte arama filan yok, hatta sadece uçağa bindiğimiz kapılara geçerken arama ve kontrol var. 2 saat havaalanında takıldıktan sonra uçağımıza bindik, yine 30 dk kadar bir rötarla kalkış oldu yine korka korka ve kitap okuyorak sağ salim yolculuğumuzu bitirdik.
Genel olarak sevdiğim bir şehir oldu Belgrad. Biletleri önceden ucuza alıp gelerek, cuma-cumartesi-pazar tatili için güzel bir seçenek olabilir.
Bir daha gitmek kısmet olur mu bilemem tabi. 
Ama bir sonraki tatil için inşallah farklı bir yerde gezi olur bizim için.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder